Uzman özbek S. (Yürütücü), Toper M. , Karaçiçek B., Bora İ. , Genç Ş.
Bipolar bozukluk, erken yaşta başlayabilen, yineleyici ataklarla seyreden, önemli işlev kaybına yol açabilen ve toplumsal yükü yüksek bir psikiyatrik bozukluktur. Bipolar bozukluk tanılı bireylerin bir kısmının, atak dönemi dışında da psikotik bozukluklarla ortaklık gösteren klinik özellikler, bilişsel etkilenme ve işlevsellik kaybı sergilediği; ancak bu grubun mevcut tanı sistemleri içinde yeterince karşılık bulmadığı ve biyolojik açıdan henüz yeterince tanımlanmadığı görülmektedir. Ayrıca bu grubun, bipolar bozukluk içinde daha olumsuz seyir gösteren bir alt grubu mu, yoksa zaman içinde şizofreni spektrumuna doğru tanısal geçiş gösterebilecek bir grubu mu temsil ettiği bilinmemektedir. Bu proje, ötimik dönemdeki bipolar bozukluk hastalarında eşlik eden psikoz risk sendromu bulunan alt grubun, psikoz risk sendromu bulunmayan bipolar bozukluk hastaları ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırmalı olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın, yalnızca bipolar bozukluk içinde psikoz spektrumu ile ilişkili bir alt grubun tanımlanmasına değil, aynı zamanda psikotik bozuklukların etiyolojisinin transdiyagnostik bir perspektiften anlaşılmasına yönelik araştırmalara katkı sağlaması beklenmektedir. Projenin özgün yönlerinden biri, periferik kandan izole edilen nöron kökenli ekstraselüler veziküllerdeki aday mikroRNA’ların, psikoz spektrumu ile ilişkili seyir gösterebilecek bu grup için biyobelirteç adayı olarak değerlendirilmesi ve bu biyolojik verilerin klinik, bilişsel ve işlevsel göstergelerle birlikte bütüncül biçimde ele alınmasıdır. Bu yaklaşım, klasik periferik ölçümlere kıyasla merkezi sinir sistemiyle ilişkili biyolojik süreçlere daha yakın bir pencere sunma potansiyeli taşıması bakımından yenilikçi bir çerçeve sunmaktadır. Projenin bir diğer özgün yönü ise, bipolar bozukluğu tek tip bir tanı kategorisi olarak ele almak yerine, hastalık içindeki klinik ve biyolojik heterojeniteye odaklanmasıdır.
Projede ötimik dönemdeki bipolar bozukluk hastaları, SIPS görüşmesi (Psikoz Risk Sendromları için Yapılandırılmış Görüşme) ile değerlendirilerek eşlik eden psikoz risk sendromu bulunan ve bulunmayan gruplar olarak sınıflandırılacak ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırılacaktır. Negatif belirtiler, şizotipal özellikler, işlevsellik, nörobilişsel ve sosyal bilişsel işlevler incelenecek; periferik kandan izole edilen nöron kökenli ekstraselüler veziküllerde miR-137, miR-132, miR-34a ve miR-9 düzeyleri analiz edilecektir. Bu aday mikroRNA’lar; nöral göç, nörogenez, sinaptik plastisite ve nöronal farklılaşma ile ilişkili rolleri ve psikoz alanındaki önceki çalışma bulguları doğrultusunda seçilmiştir. Elde edilen sosyodemografik, klinik, bilişsel, sosyal bilişsel ve biyolojik veriler bütünleşik bir veri tabanında bir araya getirilecek; gruplar arası karşılaştırmalar, korelasyon analizleri, lojistik regresyon modelleri ve ROC eğrisi analizleri ile değerlendirilecektir. Böylece bipolar bozuklukta psikoz risk sendromu ile ilişkili biyolojik, klinik ve bilişsel örüntülerin tanımlanması ve gelecekte daha büyük ve uzunlamasına örneklemlerde sınanabilecek aday biyobelirteçlerin belirlenmesi hedeflenmektedir.
Proje, yürütücünün bipolar bozuklukta psikoz riskini inceleyen tıpta uzmanlık tez çalışmasının devamı niteliğinde olup, mevcut klinik ve bilişsel araştırma hattını moleküler psikiyatri boyutuna taşımaktadır. Nöron kökenli ekstraselüler vezikül ve mikroRNA analizleri gibi ileri yöntemlerin kullanılması, yürütücünün biyobelirteç temelli translasyonel araştırmalar konusundaki yöntemsel yetkinliğini güçlendirecek; psikiyatri ile moleküler biyoloji/genetik alanları arasında disiplinlerarası iş birliğini destekleyecektir. Proje çıktılarının, psikoz riski taşıyan bipolar bozukluk tanılı bireylerin daha iyi tanımlanmasına ve uzun vadede daha erken izlem ile daha uygun müdahale yaklaşımlarına bilimsel zemin oluşturması; ayrıca akademik yayınlar, kongre sunumları, tez çalışmaları ve hasta-toplum bilgilendirme faaliyetleri yoluyla yaygın etki yaratması beklenmektedir.