Aka Ç. (Yürütücü), Aksu D., Ağbaba M.
Kronik yaralar, özellikle diyabetik bireylerde görülen ve iyileşme süreci uzamış, enfeksiyona açık lezyonlardır. Konvansiyonel yara örtüleri çoğunlukla yalnızca fiziksel bariyer sağlayabilmekte, enfeksiyon kontrolü, anti-inflamatuar etki ve doku yenilenmesi gibi çok yönlü terapötik ihtiyaçlara yeterli düzeyde cevap verememektedir. Günümüzde antibakteriyel ajanlar olarak kullanılan gümüş nanoparçacıklar, klorheksidin ve antibiyotikler ise toksisite, direnç gelişimi ve kısa etkili salım gibi önemli dezavantajlar taşımaktadır. Bu sebeple, doğal kökenli, biyouyumlu, uzun süreli kontrollü salım sağlayan ve yara iyileşmesini sinerjik şekilde destekleyen fonksiyonel sistemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu proje kapsamında, Curcuma longa (zerdeçal) ve Triticum vulgare (buğday özü yağı) gibi iki farklı bitkisel aktif yağın β-siklodekstrin içerisine hapsedilerek inklüzyon kompleksleri oluşturulması ve bu komplekslerin farklı oranlarda birleştirilerek PCL (polikaprolakton) bazlı polimer çözeltilerine katılması planlanmaktadır. Elde edilen çözeltiler, elektro lif çekim yöntemiyle nanolifli dokusuz yüzeyler haline getirilecek ve çok fonksiyonlu yara örtüleri geliştirilecektir. Bu sistem, hem antimikrobiyal hem de anti-inflamatuar özellikleri bir araya getirerek, yara iyileşmesini destekleyen sinerjik ve kontrollü salım yapan inovatif bir yüzey sunacaktır. Yöntemsel olarak, projede iki farklı inklüzyon yöntemi uygulanacaktır: (a) her iki yağın ayrı ayrı enkapsüle edilip ağırlıkça farklı oranlarda karıştırılması, (b) iki yağın aynı anda β-siklodekstrin içine birlikte hapsedilmesi. Elde edilen komplekslerin enkapsülasyon verimi UV-vis spektrofotometresi ile belirlenecek; morfolojik, kimyasal ve termal karakterizasyonları (SEM, FTIR, XRD, DSC-TGA, XPS) gerçekleştirilecektir. Kontrollü salım testleri ise PBS ortamında 72 saate kadar sürdürülecek salım kinetiği belirlenecektir. Nanolifli yüzeyler, hem Gram-pozitif (Staphylococcus aureus) hem Gram-negatif (Escherichia coli) bakterilere, hem de fungal patojen (Candida albicans)’e karşı antimikrobiyal testlere tabi tutulacaktır. Biyolojik uygunluk ise L929 fibroblast hücre hattında yapılacak MTT ve Scratch Assay testleri ile değerlendirilecektir. Tüm sonuçlar literatürdeki benzer çalışmalardaki yara örtüleri ile karşılaştırılacak ve sinerjistik etkinin doğruluğu kantitatif olarak raporlanacaktır. Proje yönetimi, 6 iş paketine ayrılmış şekilde yapılandırılmıştır. Deneysel üretim, karakterizasyon, salım ve biyolojik testler belirli zaman aralıklarında yürütülecek; proje sonunda en az bir SCI kapsamlı makale, bir ulusal bildiri, bir prototip ve bir faydalı model başvurusu hedeflenmektedir. Bu proje, yürütücünün doktora sürecinde geliştirdiği elektro lif çekim bilgi birikimini biyomedikal uygulamalara taşıyarak, yara iyileştirici nano teknolojik sistemler geliştirme konusunda önemli bir adım olacaktır. Proje, malzeme bilimi ile biyomedikal mühendislik arasında disiplinler arası bir köprü kurmakta ve yürütücünün ileri seviye hücre testleri ve salım analizleri konularında yetkinlik kazanmasını sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma Türkiye’de medikal tekstiller ve yara iyileştirme sistemlerinde bitkisel kaynaklı, biyo-bozunur ve kontrollü salım sağlayan yerli ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayacak; sağlık endüstrilerinin millileşmesi ve biyoteknolojik ürün tasarımı hedefleriyle doğrudan örtüşen stratejik bir kazanım sağlayacaktır.